, Locations of visitors to this page



Sabahları internete girerek sağdan soldan bir çok gazeteyi incelemeye çalışırım. Hürriyet, Milliyet, Vatan, Vakit, Zaman, Sabah incelemeye çalıştığım gazetelerin başında gelir. Bana göre bu gazetelerin toplamı Türkiye’nin haleti ruhiyesini yansıtmaktadır.

 

Uzun bir süredir ülkemin ruhunun bir depresyon içinde olduğunu düşünüyorum. Ülkemin bölünme konusunda kendi kendini sabote ettiğini düşünmekteyim. Ülkemin kendi içine ve dışına bakmakta körleştiğini görmekteyim, herkes olayları dünya görüşüne göre algılamak istemekte ve gerçekçi, objektif olmaktan adeta kaçınmaktadır.

 

Şanssız bir dönemdeyiz, çünkü dağınıklığı toplama görevini üstlenenler, depresyondan çıkmamızı sağlaması gerekenler de aynı kalabalıkların içerisine dalmış durumdalar.

 

Şanssız bir dönemdeyiz, çünkü dağınıklığı toplama görevini üstlenenler, depresyondan çıkmamızı sağlaması gerekenler de aynı kalabalıkların içerisine dalmış durumdalar.

 

Birileri adeta vatandaşların keskin saflaşmasını ister durumda ve sanki bunu da başarıyorlar. Bakınız olayların sözünü ettiğim gazetelerdeki yansımalarına.

 

TSK'nın faaliyet raporu şaka gibi

Onca faaliyet zaafına rağmen başarı edebiyatını ısrarla sürdüren askerî bürokrasi, resmî yayınlarda bile bu huyundan vazgeçmiyor. Genelkurmay'ın 2007 Yılı Faaliyet Raporu'nda TSK'nın mutlak başarıya muktedir bir güç olduğu vurgulandı.

http://www.habervaktim.com/haber/36711/tsknin_faaliyet_raporu_saka_gibi.html

 

 “Gül’den protestocuya:Ne diyorsun sen!

 

Cumhurbaşkanı kendisini protesto eden kişiye böyle seslendi protestocu gözaltına alındı.. http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Gulden_protestocuyaNe_diyorsun_sen_202189_1&Newsid=202189

 

Genelkurmay, 68 kere basılan 46 şehit verdiğimiz gecekondudan bozma dandik karakolu, parasızlık nedeniyle 100 metre ileriye taşıyamadığımızı açıklarken; Genelkurmay eski Başkanı’na, korgeneral refakatinde askeri uçakla taşıyarak, 1 trilyon liralık zırhlı Audi almadık mı?

*

Neymiş efendim, terör zirvesi toplanmış, kararlılık mesajı çıkmış...

Yerim ben sizin o kararlılık diyen dillerinizi, yerim.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/10056199.asp?yazarid=249&gid=61

 

Öyle ya;
“Millet”imizin ve “vekil”lerimizin göbek attığı saatlerde, Hava Kuvvetleri Komutanımız da Antalya’daydı ve o da “top” atıyordu!..
Evet, “golf topu” atıyordu!..
“Nasıl”ını, Cumartesi günkü Milliyet’ten öğrenelim... Milliyet’in, “Komutanların golf sevgisi” başlıklı haberi şöyleydi:
“Antalya Golf Kulübü’nün düzenlediği geleneksel Ramazan Bayramı Golf Turnuvası başladı... İki gün sürecek turnuvaya, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Hasan Aksoy, Opet Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Öztürk ile Akkanat Holding’in sahibi Ali Akkanat’ın da aralarında bulunduğu 40 sporcu katılıyor. Bayramı Karpuzkaldıran Askeri Dinlenme Kampı’nda geçiren iki komutan, golf meraklarıyla biliniyor.”
http://www.habervaktim.com/yazar/7752/vekiller_dugundeydi_peki_ya_komutanlar.html

 

 

 

“Tecrübesi ve basireti eksik bir hükümetle küresel ekonomik krize yakalandığımız yetmiyor gibi terörle mücadele sorunlarımız da artış gösterdi. Devletin siyaset dışı kurumları bu gerçeğin bilinci içinde davranmalıdır.

Mesela katil sürüsünün baskınına uğrayan Aktütün sınır karakolunun zavallılık yansıtan görüntüsü, 15 şehidin acısına tuz biber eken bir öfke ve utanma duygusu yaratmıştır halkta.

Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız “Aktütün, Alan, Yeşilova, Umurlu ve Samanlı karakolları için geçen yıl taşınma kararı alınmıştı. Mali durum ve inşaat faaliyetleri nedeniyle taşınma operasyonu sürüyor. Aktütün Karakolu da bu kapsamda taşınacak” dedi ya milletin bunu kabullenmesi mümkün değildir.

“Mali durum” devletin askerine kale gibi karakollar verememesinin bahanesi olamaz. Burada olsa olsa yanlış bir öncelik seçimi vardır.

Denizaşırı imparatorlukmuşuz gibi tanker uçaklar, AWACS’lar, denizaltılar için milyarlarca dolar harcayan Türkiye için güvenli, dayanıklı karakollar yapmanın lâfı mı olur?

Risk hakça paylaşılsa...

Bir Harvard profesörü olan Mark Albion milyonlarca insanın öldüğü 1. Dünya Harbi tecrübesine rağmen 40 milyon cana mal olan 2. Dünya Harbi’nin nasıl olup da önlenemediği sorusuna lisedeki tarih öğretmeninin cevabını unutamadığını yazıyor.

“Çünkü” demiş öğretmeni “1. Dünya Harbi’nde yeteri kadar general ölmedi!”

Türkiye’yi yönetenlerin çocukları niçin terörle savaşa gönderilmez sorusunda “Biraz da onlar ölsün” kötü niyeti yoktur.

Bu eleştiriyi getiren insanlar “O çocuklar giderse bizim çocuklarımız da korunur, kurtulur” hesabı yapıyorlar.
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Devletin_onuru_AKPyi_asar_202274_4&tarih=07.10.2008&Newsid=202274&Categoryid=4&wid=2

 

Bunlara daha çok eklemeler yapılabilir, benim buralardan çıkardığım sonuç şudur ki, ya bitmek üzere olan bir beraberlik ruhumuz var, ya da muazzam bir demokratikleşmeye doğru gidiyoruz. Fakat bu demokratikleşmenin de yandaşların demokrasisi olması ihtimali çok yüksek.

Ergenekon davası sanki deniz fenerine karşı kullanılıyor bir yanda, bir yanda deniz feneri ergenekona karşı, bir akıl erbabı yok mudur “suçun rengi yoktur” diyebilecek. O konuda da yaşanan körlük halimizin pek iyi olmadığını gösteriyor.

Karşımızda duran tehlikeler bana göre şöyle sıralanıyor

a.    şehitler etnik kavganın fitilini ateşlemek için kullanılıyor ve hala başarı sağlanamayan bu hainlik için adım adım ilerleniyor

b.    vatandaşın evladı şehit olurken birilerinin evlatlarının iş tutması ve kayrılması insanların içini yakıyor ve hem orduya, hem siyasete hem demokrasiye bir düşmanlık oluşturulmak isteniyor, gazete köşelerinde bunun izlerini görüyoruz

c.     yolsuzlukların üzerine gidilememesi hırsızlığın mubah sayıldığı bir döneme girdiğimiz izlenimi doğuruyor CHP’li belediyelerde bile ortaya çıkan kokuşmalar tüm ülkeyi sararsa demokrasi, AB gibi konularda çuvallamamız an meselesi olur ve bu ülkeyi bölmek isteyenlerin kullanacağı en büyük silah “yoksulluk ve yozlaşma” kaçınılmaz olur.

 

Yani iki büyük tehlike ile karşı karşıyayız bölünme ve demokrasinin rafa kalkması. İkisi de dünyanın yeniden şekillenmesi sırasında içte ve dışta birilerinin çok işine yarayacaktır.

Dürüst, namuslu, cesur, tüm Türkiye’ye kucak açmış, dünyayı ve geleceği tahmin edebilen ve anlayan birinin ortaya çıkma zamanı, bu birini de millet ortaya çıkarmalıdır, ortalık daha fazla kokuşmadan, tehlike boyutları büyümeden. İlk sınav ara seçimlerde bakalım göreceğiz millet hala neyin peşinde.

Değişen bir şey olmaz ise ben artık siyasetle, günlük meselellerle uğraşmayacağım, köşeme çekilip kendi huzurumdan başka bir şey düşünmeyeceğim.

 

 

 

 

 

 

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

Currently viewing Traffic Details for beklemeodasi.blogcu.com
Oğuzkan Bölükbaşı's Facebook profile